Yağmur

Yolun kenarına iliştirilmiş kaldırımda, ışığın altında, yağmurda ıslanıyordu kadın. Rüküş, dekolte, rengarenk kıyafetiyle karanlık kaldırımda açmış rengarenk bir çiçekti sanki kadın. Islaktı, sırılsıklamdı. Sarılı, yeşilli, morlu kıyafeti ağırlaşan yağmurun yükünü de taşıyordu üzerinde ve yağmur yağıyordu.

Ağırdı yaşamı kaldırımlar, yollar kadar. Mal olmuş bir kere kaldırımlara, yollara. Yollar kaldırımlar onun, o ise yolların ve kaldırımların. Düşmüştü bir kere bu yollara. Arşınlayacaktı kaldırımları ve yağmur yağıyordu.

Tam önünde bir araba durdu. Otomatik camı açıldı kapının.

Kadın arabaya yöneldi, kapıdan içeriye kafasını uzattı. Arabayı kullanan adam kadına fiyatını sordu. Evet kadının bir fiyatı vardı, üstelik ucuzdu. Ve yağmur yağıyordu.

Kadın kafasını geriye çekti ve gökyüzüne kaldırdı. Yüzüne bir tokat gibi yağmur damlaları çarptı. Bir an durdu kadın. Bir kaç saniye düşündü. Arabanın kapısını açtı tam oturacaktı ki, arabayı kullanan adam bir gazete parçası serdi kadının oturacağı koltuğa. Kadına tebessümle seslendi: “koltuğu ıslatma”. Ve yağmur yağıyordu.

Kadın dikkatlice oturdu koltuğa. Kapıyı gürültüyle çekip kapattı. Adam öfkeyle bağırdı: “ohaa!”. Araba hareket etti. Hızla uzaklaştı, kaldırımın kenarından ve gecenin kör karanlığında yolun orta yerinde gözden kayboldu. Her yer ıslaktı. Hava soğuktu. Ve yağmur yağıyordu.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s