Tehdit

Doğada karşımıza çok sık sıkan bir durum. Öncelikle sınırların çizilmesi. Ki bu durum ihtiyaçlar doğrultusunda değişen bir durum. Çizilen sınırların ihlali tehdit durumunu oluşturuyor. Peki bu çizgiler nasıl oluşuyor? İnsan yada yaşayan nasıl sınırlandırıyor kendini. Tabiyki birinci unsur ulaşılabilirlik. Ulaşabileceği gidebileceği noktada sınır çiziyor canlı. Tabii bu ilkel boyutlarda bir sınır çizme durumu bugünkü teknoloji çerçevesinde ele alınabilecek bir durum değil. Çünki dünyaüzerinde artık ulaşılamaz yer yor. Önce giden parsellemiş durumda dünyayı.

Sınırların önemli bir özelliği yaşam alanının belirleyiciliği. İlkel dönem yada hala ilkelini yaşayan canlılar. Yaşam alanına her müdahaleyi tehdit olarak algılıyor. Ama artan nüfus içinde yaşam alanının genişlemesi zorunluluğuda var. Bu yüzden belirli aralıklarla sınırların genişletilmesi gerekiyor. Tabi bu durumun nesnel gerekçeleri durumlara göre de değişim gösteriyor. Yaşam alanının işlevsizleşmesi yeni yaşam alanlarına ihtiyaç yaratıyor. Göçmenliğin temelinde de yatan belki bu yaşam alanlarını tekrar kullanmak için nadasa bırakmak yani yeniden zenginleştirmek belki. Biyolojik bilinç belki kuşları bu yüzden yönlendiriyor. Ve belki ayılar bu yüzden kış uykusuna yatıyor. (?)

Yaşam alanının genişletilmeye çalışılması yani sınırların aşılıp yeniden belirlenmesi. Diğer yaşam alanları için tehdit ve bu durum savaşa sebep oluyor. Bir sınırın genişlemesi diğerinin daralmasına denk ve bu noktada mücadele başlıyor. Bu mücadele tarafların güç dengesine göre değişiyor. Kimi zaman yaşamın sona ermesi kimi zaman mutlak bir boyun eğiş kimi zaman da gerilim sürekliliği sonuçsuzluğun yani mücadelenin sürekliliği yaşatan bir durum oluşuyor.

Organizmanın temel davranışı yaşadığı ortama ayak uydurması şekillenmesi değişip dönüşmesi evrim geçirmesi durumu. Sınırlılık bu yüzden önemli doğa koşulları yaşamın belirleyici öğesi uyum sağlayan yaşayabiliyor. Yaşam için en önemli unsur denge. Denge durumunun oluşması sınırların netleşmesi. Sınırların netleşmediği ve belirgin olmadığı noktalarda gerginlik huzursuzluk hakim.

Bu sınırlılık sadece fiziki yaşamda değil sosyal ve psikolojik alanda da söz konusu yaşamı ayrıştırmak zaten sözkonusu değil sosyal ve psikolojik olgulardan. Yaşamın her alanında sınırlar mevcut. Ve sınırların aşımı…

Psikolojik ve sosyal açıdan bakıldığında canlı yaşamını kolaylaştırmak için (dengelenme) doğal sınırlar çiziyor. İnsan için örnek verecek olursak “ben” kavramı, duygulanım süreçleri, aile, toplum, kültür vs. Sınırlandırma amacına hizmet ediyor. Farklılıklar sınırların ardında oluyor herzaman tabiyki sınırlar herzaman fiziki olarak çizilmiyor. Dostluk kavramını ele alalım. Her insan  bu kavramın kafasında canlandırdığı bir yada daha çok kişiyi kafasında canlandırır ama hepsiyle aynı şeyleri paylaşmaz paylaşabileceklerini sınırlandırır. Sınırları çerçevesinde ilişkilerini düzenler. Ve de sınırları çerçevesinde ilişkiler edinir.

Sınırlar herzaman vardır ve var olacaktır. Sınırların varlığı sanıldığı kadar kötü bir durum değildir. Yaşamı kutsayan sürekliliğini sağlayan unsurdur. Sınırların kalkması yok olması yaşamın sona ermesi anlamına gelir. Ve tehdit sınırların yeniden çizilmesinde yaşanan bir olgudur. Sınırlar muhafaza edilmeli ve gerektiğinde daraltılıp genişletilmelidir. Bu sınır değişkenliği tehdit unsurunu sürekli sıcak tutar. Sanırım “barış” bu anlamda sınırların dengeye oturduğu bir durumda yaşanacak olan bir durum ve sürekliliğide sözkonusu değil çünki nusuf artışı ve tüketimin sonsuzluğu sınırların yeniden şekillenmesi anlamını taşır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s