Soğuk

Eski bir evdi yaşadığı yer.  Evi gibi kendi de eski bir insandı. Kuralları vardı ve kurallarına sonuna kadar bağlı bir adamdı. Kesinlikle taviz vermez, bildiği gibi yaşardı. Küçük ve eski bir sobası vardı. Isınmak için bir kaç odun atar, koltuğuna oturur ve hayaller kurardı ya da hatırlardı yaşanmışları.

Kış, çetin geçiyordu; dışarıda ayaz vardı. Üşüyordu, sobasına atacak odunu da kalmamıştı. Sabahlığını ceketinin üzerine giymiş, loş odasında koltuğuna oturmuş ellerini bir birine sürterek ısınmaya çalışıyordu. Gözleri etrafında gezindi. Ne yakabilirim diye içinden geçirdi. Raflar eskimiş kitaplarla doluydu. Kalktı koltuğundan rafları incelemeye başladı. “Olmaz…olmaz…olmaz…” bir türlü yakacak kitap bulamıyordu. Tekrar oturdu koltuğuna. Üşüyordu yakacak bir şey bulmalıydı. Sıkıntı içinde ofluyordu. Tekrar kalktı koltuğundan. Aklını başka tarafa yönlendirmek için gidip eski dolabından kalınca bir albüm aldı. Geçmişine dair olan her şeyi saklardı. Dolabı hatıra olabilecek ne varsa onlarla doluydu. Mektuplar, kalemler, çakmak ve hatta sigara paketleri. Oturdu koltuğuna. Sayfaları teker teker çevirmeye başladı. Bütün albüm tek bir kadının fotoğraflarıyla doluydu.  Fotoğraflarda kadın yalnızdı. Yürürken,  otururken, portre…Kadın, kadın, kadın… İçi burkuldu, sıkıntısı iyice arttı. Üşüyen elleriyle birlikte yüreği de üşümeye başlamıştı. Derince bir iç çektikten sonra albümün kapağını kapattı. Eski günleri geldi aklına. Geçmişe döndü. Sinirli bir şekilde albümdeki bütün fotoğrafları birer birer çıkardı yerlerinden. Sobanın başına geçti ve fotoğrafları sobanın kapağını açıp içine atmaya başladı. Epeyce bir fotoğraf atmıştı. Sabahlığının cebinden bir çakmak çıkardı ve ateşledi. Eline bir fotoğraf aldı. Fotoğraf kadının portre fotoğraflarından biriydi. Siyah beyazdı. Kadın yüzünü asmıştı, hüzünlüydü. Kameraya değil, yere bakıyordu. Adam bir ucundan tutuşturup fotoğrafı sobaya attı. Alev, diğerlerini de tutuşturdu. Birden sobanın içinde güçlü bir ateş belirdi. Adam fotoğrafları atmaya devam ediyordu. Yüzü ısınmaya başlamıştı. Her atılan fotoğraf, ateşi biraz daha güçlendiriyordu. Sonunda fotoğraflar bitti. Ateş, ancak ellerini ısıtmıştı. Elleriyle yüzünü kapattı. Sıcak elleri, üşümüş yüzünü ısıttı. Yanan fotoğraflar ise yüreğini dağlamıştı. Yapmazdı böyle bir şey ama yapmıştı işte. Yanan fotoğraflar, ardında küller bırakmış, soba yeniden soğumuştu.

Hava soğuktu, evin içi neredeyse dışarısı kadar soğuktu. Adam üşümüştü, koltuğundan kalkıp eski dolabının yanına gitti. Bu sefer gözüne mektuplar ilişti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s