“seni beklerken”

“Seni beklerken ben kendimi buldum, kaybolmuşken güzelliğinde. Aydınlanma çağı sanki aşkla başlayan sevdanın hocalığında. Rekat rekat namaz beklemek, sonra sesin ilahi, seni beklerken kendimi buldum güllük gülistanlık. Gücümü keşfettim, sonra cenneti yaratabilme gücümü beynimde. Büyüyü keşfettim yüreğimde sonra cesareti, kaybetme kaybolma korkumu yenebilmeyi. Seni beklerken ben doğayı keşfettim insanın doğasını, sonra bir ağacın doğasını, sonra bir kumrunun doğasını ve sonra doğaların doğasını. Ahenği tattım, şarabı tadar gibi kadeh kadeh. Seni beklerken ben bedenimi keşfettim damar damar. Sonra benlerimi sevdim, kıllarımı sevdim yerli yersiz çıkan yada çıkmayan. Ve kusurlarımı sevdim parçam olan ya da olmayan. Seni beklerken ben en çok da seni sevdim beni sevmekle beraber. Seni seviyorum demeyi keşfettim üstelik sormadan sorgulamadan. Mutlu olmayı keşfettim ve barışı keşfettim savaşmadan bulunan. Sonra aşkı keşfettim nesnesinden bağımsız. Yaşamı keşfettim aşkınla var olan. Sonra sıcaklığı keşfettim senin bedeninden benim bedenime akan ve sonra arzuları keşfettim dim dik ayakta. Seni beklerken sana dokunmayı keşfettim çoook uzaklardan. Seni beklerken ben aşık oldum, sevdalı oldum, arzulu oldum sana dair. Hamile kaldım sana, seni doğurdum seni büyüttüm. Seni beklerken ben seni keşfettim, sende olan ve de olmayan seni.”

Yazdı adam karakalemle beyaz defter sayfasına. Gün doğmak üzereydi. Başını çevirip pencereye baktı adam. Huzurlu yüzü güneşin ilk ışıklarıyla aydınlandı. Defterinden yazdığı sayfayı itinayla kopardı. Düzgünce ikiye ve tekrar ikiye katladı. Oturduğu koltuğun yanında yerde duran bir kitabı eline aldı. Katlı sayfayı kitabın arasına koydu. Kitap sararmış sayfaları arasında bir çok katlı defter sayfasıyla doluydu. Kitabı sıkıca kavradı. Derin nefesle bütün tozunu içine çekerek tekrar aldığı yere bıraktı. Yüzünü tekrar pencereye çevirdi yerinden doğruldu pencereye yöneldi. Pencereyi açtı sonuna kadar. Pencerenin önünde gerindi dışarıdan gelen temiz havayla, neredeyse ciğerlerini patlatacak kadar doldurdu. Yüzünde bir tebessüm, bir huzur vardı. Dışarıda gün doğmuş sabahın serinliği kuş cıvıltılarıyla karışmış sarhoşluk yaratıyordu. Adam tekrar koltuğuna oturdu ve beklemeye devam etti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s