Hediye

Hediyelerin her zaman yaşamında özel bir yeri oldu onun. Seviyordu hediyeleşmeyi. Sanki bir hediye veren kişi, ruhundan bir parça da veriyordu ona göre. Bu yüzden aldığı hediyelere çok önem veriyor onları güzelce saklıyor, gözü gibi bakıyordu.

Vakit çoktan öğleyi geçmiş, oldukça geç kalkmıştı. Uyku sersemliğini yüzünü yıkadıktan sonra atıp, pijama niyetine kullandığı eski spor yaşamından kalma eşofmanları çıkarıp günlük kıyafetlerini giydi. Aynanın karşısına geçti. Yüzündeki tek tük sakallarını kaşıyıp, “Bugün ona bir hediye almalıyım” diye geçirdi içinden. Ellerini ceplerine soktu. Tüm ceplerindeki paraları çıkardı. Pek parası yoktu. Bozuk paralar elinde şıngırdadı. “Çok dolaşmam gerekecek anlaşılan” dedi.

Pek kahvaltı yapmazdı, zaten istese de yapamazdı. Dolap tam takırdı. Yiyecek ne bir kuru ekmeği ne de katık yapacak bir tek zeytini vardı. Paltosunu sırtına geçirdi ve çıktı sokağa. Sokak kapısını kapattıktan sonra paltosunun iç cebinden bir tek sigara çıkardı. Sigarayı ağzına alıp, tek tek ceplerinde kibrit arandı. Kibriti yoktu, olmayan şeylerine ek olarak. Ağzında sığara yürümeye başladı. Sokakta sigara içen birisinden ateş alıp sigarasını yakma umuduyla yürüyordu. Aklı kadınıyla doluydu. Onun en çok seveceği hediyeyi almak istiyordu. En çok neden hoşlanırdı ki kadını?. “Çiçek, bir çiçek almalıyım. Her kadın hoşlanır çiçekten” dedi kendine. Ve ekledi “Bir de tatlı, tatlıyı çok sevdiğini söylemişti. Hoşuna gider bu”.

Üç ayrı çiçekçiye girdi, çıktı. Fiyatları cebindeki paradan fazlaydı. Canlı bir çiçek almak istiyor ama parası yetmiyordu. Dördüncü çiçekçiye girdiğinde de durum değişmedi, yine pahalıydı yine para yetmiyordu. Bir an tereddüt yaşadıktan sonra güller dikkatini çekti. Fiyatını sordu. Alabilirdi bir tek gül. Aralarından en beyazını ve en goncasını seçti. “İşte bu gülü bana verin” dedi çiçekçiye. Çiçekçi gülü aldı sardı kurdelelerle süsledi ve verdi. Çiçekçiden çıktıktan sonra elinde evine doğru yürümeye başladı. Sürekli alış verişini yaptığı bakkaldan içeriye girdi. Niyeti sigara almaktı ama tezgahtaki çikolataları görünce kadınının tatlı sevdiği aklına geldi. Ya sigara ya da çikolata diyecek kadar parası kalmıştı cebinde. Çikolatayı aldı, bakkaldan çıktı. Evine geldiğinde evinin soğukluğundan dolayı nefes alıp verirken ağzından çıkan buhar gözle görülebiliyordu.

Aradan yarım saat kadar geçti ki evden çıktı. Kadınının oturduğu ev uzaktaydı. Ya dolmuşa binecek ya da belediye otobüsüne binecekti. Dolmuş için parası yetmiyordu, o da otobüse bindi. On beş dakika sonra kadının evinin önündeydi.

Beş kat merdiven çıktıktan sonra kapının önünde durdu, derin bir nefes aldı sonra zile bastı. İçeriden gürültüler geliyor ve ayak sesleri duyuluyordu. Kapı açıldı. Kadını belirdi kapıda, gel içeri dedi. Kadını sakindi, yüzünde ifade yoktu. Bir iki dakikalık sessizlikten sonra adam aldığı çiçeği çıkarıp kadına uzattı. Kadın çiçeği aldı ve masanın üzerine bıraktı. İkisi birden oturdular. Kadın önündeki kağıtlarla uğraşmaya başladı. Vakit ilerliyordu. Adam bu sefer aldığı çikolatayı çıkarıp kadına uzattı. Kadın çikolatayı alıp çiçeğin yanına bıraktı. Başını kaldırmıyordu kağıtlardan. Adam kadına sordu “Bir şey söylemeyecek misin?”. Kadın güldü “Sen delisin” dedi. Yarım saat kadar sadece kadının uğraştığı kağıtların sesi duyuldu. Adam “ben gidiyorum” dedi. Kadın usulden “otursaydın” dedi. İkisi de ayağa kalktılar. Adam çıktı evden ardından kapı kapandı. Beş kat merdiveni inip evine doğru yürümeye başladı.

Aradan zorlu bir gün geçmişti. Adam yine aynı apartmanın önündeydi. Apartmanın dış kapısı kapalı, kapının yanında da çöp bidonları vardı. Bidonlardan biri dikkatini çekti. Bidon ağzına kadar dolu ve çöplerin üzerinde de bir gül vardı. Birden şaşırdı ve içini bir hüzün kapladı. Bidonun yanına geldi, bidonu karıştırmaya başladı. Torbaların içinden bir kâğıt parçası çıkardı. Bu kağıt parçası bir çikolata ambalajı idi. Ambalajı iyice katladı. Arka cebinden çıkardığı şişmanca bir cüzdanın içine yerleştirdi. Cüzdanın içi katlanmış ambalaj kağıtları, kullanılmamış sinema biletleriyle doluydu. Cüzdanını tekrar yerine koydu. Beyaz gülü alıp kokladı. Derince bir nefes alıp elindeki gülü tekrar bidona attı. Beş kat merdiveni çıkmaktan vazgeçip evine doğru yürümeye başladı. Arka cebinde bulunan cüzdanının kabarıklığı uzaklardan  görülebiliyordu.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s