Bir gün

“Sadece bir günüm kaldı” diyerek kalktı yatağından kadın.

Saatine baktı, saat dokuzu on beş geçiyordu. Ne yapacağını çok iyi bilir bir edayla doğruldu. Bütün vücudunu örtenleri tek tek çıkardı ve banyoya girdi. Soğuk bir duş sonrası dirilmişti her şeyiyle. Banyodan çıkıp yattığı odaya tekrar girdi. Kıyafetlerini üzerine geçirdi. Cüzdanına baktı, oldukça çok parası vardı. “Evet” dedi keyifle, “istediğimi yapabilirim bugün”. Evden çıktı ve sokakta bir taksi durdurdu.

Çok ender taksiye binerdi. Sürekli yürürdü. Genelde onu  yürürken görürlerdi. Taksi onu lüks bir otele bıraktı. Kadın, otelde şimdiye kadar hiç yapmadığı, masasında adeta kuş sütü eksik olmayan bir kahvaltı istedi kendisine.

Her zaman kahvaltı yapmak ister, ama bazen üşendiği bazen de vakit olmadığı için yapamazdı. Karnını bir güzel doyurduktan sonra çıktı otelden ve bir taksi daha durdurdu. Binip taksiye iki yüz metre ilerideki posta hanenin önünde indi. şoföre iyi bir bahşiş bıraktı. şaşırtmıştı soförü. Postaneye girdi kadın, bir kabinden telefon defterini çıkartıp bütün dostlarını aradı. Yaklaşık üç saati postanede geçti. Yine bir taksiyle aynı otele döndü. Yaptıklarından mutluluk duyuyordu. Daha önce hiç böyle davranmamıştı. Aç olmamasına rağmen çok güzel ve özel bir öğle yemeği ısmarladı kendine. Yemeğini son kırıntılarına kadar yedikten sonra otelden çıktı. Taksiye bindi. “şimdi sırada yüzme var” dedi alçak bir sesle. Taksi yarım saat sonra bir özel havuzun önünde durdu. İnip gişeden kendine bir bilet aldı. Mayosu yoktu yanında, reyondan bir mayo satın aldı. Soyunma odasına girip mayoyu giydi. İçinde çocukça bir heyecan vardı. Duş alıp, olimpik yüzme havuza attı kendini. Havuz kalabalık değildi ama boş da sayılmazdı. Coşkuyla uzunca bir zaman suda kaldı. Yüzüyor, çıkıp dinleniyor ve yine yüzüyordu.

İki saat kadar da havuzda kaldıktan sonra çıktı, kurulandı, giyindi ve tekrar taksiye binip şehrin merkezi bir yerinden taksiden indi. “şimdi sırada fayton var” dedi. şehrin merkezinde nostalji olsun diye faytonlar çalışırdı. Faytona hiç binmemişti kadın. Yapmam gerekiyor düşüncesiyle bindi faytona ve yarım saat kadar dolaştı. Pek fazla haz duymamıştı. Ama canının istediğini yaptığı için memnundu.

Faytondan lüks bir lokantanın önünde indi. “şimdi sırada akşam yemeği” dedi ve girdi lokantadan içeri. En pahalı yemeklerden ısmarladı. Yemeğin yanında da eski bir kırmızı şarap içti. Mutluydu. Acıkmadığı halde karnını iyice doldurmuştu. Seviyordu yemek yemeyi. Günlük yaşamında dışarıda yemek yemezdi, evinde de öğünleri geçiştirirdi. Bulaşıktan nefret ettiği için pek yemekte yapmazdı. Kendisine hizmet edilmesi hoşuna gidiyordu.

Lokanta çıkışı “Dans etmeliyim” düşüncesiyle lokantanın bitişiğindeki bir diskoya girdi. Daha açılmamıştı disko, ama görevli birisiyle konuşarak barda oturdu. Barmen bir taraftan gece için hazırlık yaparken diğer taraftan da kadına içki servisi yapıyordu. Barmen yakışıklı bir çocuktu. Fiziği düzgündü. Kadın ikinci kadehini bitirdikten sonra barmene sordu; “İşin kaçta biter?”. Barmen gece dörde kadar çalıştığını söyledi. “Yalnız mı yaşıyorsun” sorusuna barmenden evet cevabını alınca, “Beni evine götürür müsün?” diye sordu. Biliyordu alacağı cevabı. Bu yüzden cevap beklemeden bir kadeh daha ısmarladı. Aradan saatler geçti. İçti, dansetti, dans etti içti. Disko boşalmıştı. Barmen kadına “işim bitti” dedikten sonra birlikte çıktılar diskodan. Bir taksiyle barmenin evine gittiler. Kapıdan içeriye adımlarını atar atmaz sevişmeye başladılar. Saatlerce, defalarca seviştiler.

Sabah olmuştu. Barmen uyuyup kalmıştı. Kadın üzerine kıyafetlerini geçirip çıktı evden. Güneş yükselmiş ışıltılı parlıyordu. Kadın mutluydu, doymuştu her şeyiyle. Derin bir nefes çekti içine. Yüzünde mutluluk gülleri açıyordu adeta.

Taksiye bindi ve kendi evine geldi. Mutluğun verdiği yorgunlukla soyundu, sabahlığını giydi. Bir kadeh şarap doldurup kendine salona geçti. Salonundaki saat ilişti gözüne. Saat dokuz olmuştu. Tebessümle “Ooo. Vakit dolmuş” dedi kendi kendine. Bir kaç dakika sonra kapının zili çaldı.

Kalktı, kapıyı açtı kadın. İçeriye bir adam girdi. Oldukça şık iri yarı bir adamdı. Salona geçtiler. Kadın şarap ikram etti adama. Adam ve kadın aynı geniş koltuğa oturdular. Adam bir kaç yudum alıp şarabından, kadına sordu; “Hazır mısın?”. Kadın, “Bir kaç saniye daha” dedi. Koltuğundan kalkıp banyoya gitti. İçeriye girip soyundu, musluğu açtı, küveti doldurmaya başladı. Girip küvete oturdu. Banyodan salondaki adama seslendi; “Gel hadi, hazırım”. Kadının yüzünde mutlu bir tebessüm vardı Adam banyoya girdi. Kadına bakıp sordu,”Emin misin?”. Kadın tebessümle, “Eminim” dedi. Gözlerini kapadı. Yüzünde huzur vardı. Adam belindeki silahı kadına doğrultup, tereddüt etmeden çekti tetiği. Dışarıdan, çok uzaklardan sadece iki el silah sesi duyuldu, çünkü gün sona ermişti.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s