Ambulans!

Birden bire beş yaşına döndü. Koşuyordu sevgili babasının peşinden ama yakalayamıyordu bir türlü. Ağlıyordu durmadan ve koşuyordu ardından. Koşarken büyüyüverdi. Babasının değil bu sefer annesinin peşinden koşmaya başladı. Hala ağlıyordu.  Peşinden koştuklarına bir türlü ulaşamıyor ama koşmaya devam ediyordu. Koşarken genç bir delikanlı oldu. Bu sefer bir kız vardı peşinden koştuğu. Sonra bir kız daha oldu ve bir kız daha.

Koşuyor, büyüyor, ağlıyor ve yine koşuyordu. Yaşı otuzlarına varmıştı. Peşinden koştuğu hayallerdi bu sefer.  Bir sürü hayal vardı. Önde büyükçe bir para, onu takip eden genişçe bir koltuk ve lüks olan ne varsa. Yine ağlıyordu, koştuklarının ardından. Birden durdu ortalık yerde, etrafına bakındı, peşinden koşturulacak bir şey kalmamıştı. Kesti ağlamayı. Oturdu dizlerinin üzerine. Rahatsız edici bir koku geldi burnuna. Koşturmaların yorgunluğundan mı, yoksa burnunun direğini kıracak olan bu kokudan mı nedir nefes alamıyordu. Gözlerini yumdu usulca ve uzanıverdi yerlere boylu boyunca. Bir zaman sonra büyük bir gürültüyle kapı kırılarak açıldı. Gürültülü bir kalabalık içeriye girdi.  Bağırıyorlardı, “Pencere açın!.. Çok gaz birikmiş!.. Dikkatli olun!..”. İçlerinde bir de kadın vardı. Yere çöküp kavradı adamın kafasını. Elini tuttu adamın, soğumuş buz kesilmiş elini. Kadın acıyla etrafındakilere sesleniyordu; “Ambulans!… Doktor çağırın!…”.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s