Adresi veriyorum

Birden bire her şey havalanmaya başladı odada. Daireler çizerek yükseliyordu eşyalar. Yükseliyordu yatak. Yükseliyordu masa, sandalye ve yaşama dair üstünde altında içinde ne varsa. Durmadan yükseliyordu ve yükseliyordu durmadan. Doruklardaydı yaşam bir de adına olan oldurulan. Sonra ansızın durdu havadakiler ve büyük bir gürültüyle düştüler yerli yerine.

Adam kadının üzerinden kalktı kan ter içinde. Yüzünde bir kaç damla ter ve yüzünde zorunlulukların verdiği soğuk kızarıklıklar. Yanına uzandı, yüz yıldır karnı aç doymaz kadının. Adam “bitti” dedi. Ve tekrar etti “bitti artık, bir daha gelme”. Donuk gözleri, odanın tavanında gizli bir filmi izliyormuş gibi, açıktı. Çırılçıplak yatağında, olması gereken bir şeyleri bekliyordu. Kadın bin bir hışımla kalktı yataktan. Adamın yüzüne bile bakmadan doğruca sandalyenin üstündeki elbiselere yöneldi. Bir bir üstüne örttü,  giymek isteyip giyinmekten çekindiği elbiseleri. Hızlıca atılmış birkaç adım sonrası yerden eğilip çantasını aldı. İçini karıştırdı. Sonra aradığını buldu ve bulduğu gibi yere bıraktı bir çift anahtarı. Hızlıca odadan, salondan, evden ve hayatından çıktı adamın. Bir taksiye atladı ve uzaklara doğru yol aldı.

Adam uzunca bir süre gözlerini ayırmadı tavandan. Bekledi bitmesini, görmediği ama dikkatlice izlediği filmin son karesini. Sonra kalktı yataktan. Utanmadan ya da sıkılmadan çıplaklığından, mutfağa geçti. Bir kibrit çaktı, hemen söndü. İkincisini çaktı, sönmeden şofbeni yaktı ve söndürdü bir üfürükle kibriti. Mutfaktan banyoya geçti. Girdi duşun altına. Dökülen kızgın suların farkında değildi. Kızarmıştı sırtı. Yüzünde bir tebessüm belirdi aniden. Sonra kapatıp musluğu çıktı banyodan. Mutfağın ardından salona geçti. Sehpanın üzerinden bir bardak aldı.  Kadehe bir şeyler doldurup tek dikişte bitirdi, sonra birden hırslanıp öfkeyle yere çarptı kadehi. Bardak tuz buz oldu. Bir kaç adım attı cam parçalarının içinde. Ardından büyükçe bir parçayı alıp bastırdı bileğine. Acı çekmiyordu hiç, canı yokmuş gibiydi. Kanıyordu bileği, kanıyordu ayakları, kanıyordu gözleri ve yüreği adamın. Salondan çıktığı odaya geçti ve uzandı, biraz önce kalktığı yatağa. Bembeyaz  çarşaf , kızıla boyandı birden. Adamın yüzü ifadesiz, sırtı yatakta yine seyre daldı görmediği filmi. Aradan bir zaman geçti kırpmaksızın gözkapaklarını.  Sonunda yenik düştü gözkapaklarındaki ağırlığa, kapattı ikisini de. Fısıltıyla “hepsi bu kadardı” dedi.

Kadın epeyce zamandır yol alıyordu. Taksi karanlık yollardan geçti. Bir telefon kulübesinin önünde durdu. Kadın kulübeye girip telefona sarıldı. Bir kaç numara tuşladı. İki kelime duyuldu kulübeden: “adresi veriyorum…”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s